1. Haberler
  2. Turizm
  3. Paris’in En Romantik ve Az Bilinen Köşeleri

Paris’in En Romantik ve Az Bilinen Köşeleri

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Aşkın ve ışığın şehri Paris dendiğinde akla ilk olarak Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi ve Şanzelize Caddesi gelir. Ancak bu ikonik simgeler, Paris’in sadece vitrinidir. Şehrin gerçek ruhu, turist kafilelerinin nadiren uğradığı dar sokaklarda, gizli bahçelerde ve Seine Nehri’nin sessiz kıyılarında saklıdır. Paris’i gerçekten yaşamak, onun melankolik ama zarif detaylarını keşfetmekten geçer.

Romantizm, Paris’te sadece bir duygu değil, bir yaşam biçimidir. Bir fırından yayılan taze kruvasan kokusu, bir sokak sanatçısının çaldığı akordeon melodisi veya rastgele bir meydandaki eski bir kitapçı, şehre dair unutulmaz anılar biriktirmenize olanak tanır. Kalabalıklardan uzaklaşıp Paris’in saklı kalmış köşelerine doğru bir yolculuğa çıkmak, bu kadim şehre yeniden aşık olmanızı sağlar.

Montmartre’ın Gizli Bahçesi ve Aşk Duvarı

Ressamlar tepesi olarak bilinen Montmartre, genellikle Sacré-Cœur Bazilikası’nın gölgesinde kalır. Ancak tepenin arka yamaçlarına doğru yürüdüğünüzde, “Le Mur des Je t’aime” yani Aşk Duvarı ile karşılaşırsınız. Mavi karolar üzerine 250’den fazla dilde “Seni Seviyorum” yazılmış olan bu duvar, Paris’in en saf ve sessiz romantizm noktalarından biridir.

Montmartre’ın labirent gibi sokaklarında ilerlerken karşınıza çıkan “Musée de la Vie Romantique” (Romantik Yaşam Müzesi), adeta bir vaha gibidir. Gül bahçeleri içindeki bu eski malikane, 19. yüzyılın sanat ve edebiyat atmosferini günümüze taşır. Bahçesindeki küçük kafede kahvenizi yudumlarken, kendinizi modern dünyadan tamamen kopmuş ve bir dönem romanının içindeymiş gibi hissedersiniz.

Canal Saint-Martin Boyunca Bohem Bir Yürüyüş

Paris’in yerel halkının ve genç nüfusunun en sevdiği kaçış noktalarından biri Canal Saint-Martin’dir. Seine Nehri’nin popülerliğinden uzak olan bu kanal, demir köprüleri ve kanal boyunca dizilen kestane ağaçlarıyla eşsiz bir atmosfere sahiptir. “Amélie” filminden hatırlayacağınız o büyülü sahnelerin çekildiği bu bölge, akşamüstü saatlerinde ışıkların suya yansımasıyla büyüleyici bir hal alır.

Kanal kıyısındaki butik kafeler ve sanat galerileri, Paris’in bohem yüzünü temsil eder. Burada bir banka oturup kanaldan geçen tekneleri izlemek, şehrin koşturmacasından kaçmak isteyen çiftler için en ideal aktivitelerden biridir. Hafta sonları trafiğe kapatılan yollarda yürümek, Paris’in o meşhur yavaş yaşam felsefesini deneyimlemenize yardımcı olur.

Place des Vosges ve Le Marais’nin Tarihi Avluları

Şehrin en eski ve en zarif meydanlarından biri olan Place des Vosges, kusursuz simetrisiyle göz kamaştırır. Kırmızı tuğlalı binalarla çevrili bu meydanın ortasındaki parkta oturmak, Paris aristokrasisinin izlerini sürmek demektir. Meydanın etrafındaki revakların altında yer alan sanat galerileri ve antikacılar, keşfedilmeyi bekleyen birer hazine sandığı gibidir.

Le Marais bölgesinin dar sokaklarına daldığınızda ise karşınıza çıkan malikanelerin (Hôtel Particulier) gizli avluları, Paris’in gürültüsünü dışarıda bırakır. Özellikle “Archives Nationales” binasının bahçesi, devasa ağaçları ve sessizliğiyle tam bir inziva noktasıdır. Bu avlular, şehrin ortasında olup da dünyadan bu kadar uzak hissetmenin mümkün olduğu nadir yerlerdendir.

Île Saint-Louis’de Zamanın Durduğu Anlar

Seine Nehri’nin ortasındaki iki adadan küçüğü olan Île Saint-Louis, komşusu Île de la Cité’nin (Notre Dame’ın bulunduğu ada) aksine çok daha sakin ve aristokratik bir havaya sahiptir. Adanın ana caddesi üzerindeki dükkanlar, yerel peynirlerden el yapımı mumlara kadar özgün ürünler sunar. Buradaki en önemli durak ise şüphesiz “Berthillon” dondurmacısıdır.

Dondurmanızı alıp adanın en ucundaki rıhtıma inmek, Seine Nehri’ni ayaklarınızı sallayarak izlemek Paris’in en basit ama en romantik anlarından biridir. Gün batımında nehir üzerindeki teknelerin ışıkları yanmaya başladığında, Paris’in neden “Işık Şehri” olduğunu bir kez daha anlarsınız. Île Saint-Louis, modernitenin giremediği, taş binaların ve sessizliğin hüküm sürdüğü bir huzur adasıdır.

Paris Gezinizi Güzelleştirecek Küçük Detaylar

Paris’te bir yerden bir yere gitmek için acele etmeyin; şehrin en güzel yanları yürürken karşınıza çıkar. Fransızların “Flâner” dedikleri, amaçsızca ama gözlemleyerek yürüme eylemi Paris’in ruhuna en uygun seyahat yöntemidir. Yerel bir marketten alacağınız taze baget ekmeği ve peynirle herhangi bir parkta piknik yapmak, en lüks restorandan daha fazla keyif verebilir.

Şehirde ulaşım için metroyu kullanmak pratik olsa da, 69 numaralı otobüs hattı adeta bir şehir turu rotası çizer. Ayrıca, pek çok müze ve galerinin belirli günlerde ücretsiz olduğunu unutmayın. Paris, sadece görmeye değil, hissetmeye geldiğinizde size tüm kapılarını açan, her köşesinde farklı bir romantik sürpriz saklayan büyüleyici bir evrendir.

Paris’in En Romantik ve Az Bilinen Köşeleri
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Medya Dergisi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir