DOLAR
13,6128
EURO
15,2105
ALTIN
787,29
BIST
1.997,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
6°C
İstanbul
6°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
6°C
Pazar Az Bulutlu
8°C
Pazartesi Çok Bulutlu
10°C
Salı Yağmurlu
8°C

Ebru Oğuzhan Yeter

1967'de Ardahan Göle'de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası 'nda çalışmaya başladı. 2008 'de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Fethiye Yerel Tohumlar Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır.

TOPRAĞA EMEK, SOFRAYA EKMEK !!

03.07.2021 19:32
0
A+
A-

Yeni bir güne başlarken arılarla karşılaşmak, yaşamın mücadele yanını bir kez daha hissettiriyor.  Onların bitmek tükenmek bilmeyen vızıltıları, kanat çırpmaları, çiçekten çiçeğe koşmaları her insana örnek olacak nitelikte.

Bahçede ağaçların ve çiçeklerin özellikle de ay çiçeklerinin  üzerinin  arılarla dolu olması umut verici. Sadece onlara bal olsun, şifa olsun diye her yanı ay çiçekleri ile doldurmak geliyor içimizden.

Biliyoruz ki arılar doğanın dengesidir. Her canlı gibi onların da doğaya, özellikle de  çiçeklere ihtiyacı vardır.
Arıların yok olması demek, insanlığın sonunun gelmesi demektir” diyor,  bir çok bilimsel yazı.
Arı sadece bir böcek değildir, balın iyileştirici özelliğinin yanında arıların da doğanın devamı açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Üreticilerin çoğu bu konuda duyarlı ve bilinçli, zararlılarla mücadele de doğal yöntemleri biliyor ve uyguluyorlar.

Yerel pazarlarda,  ”Arılı domates” etiketini görünce hiç düşünmeden alırız.

Toprağa emek veren, köyünü, tarlasını  terk etmeyen, tohumuna, kültürüne, geleneklerine sahip çıkan, arının, solucanın, her bir otun  doğa için ne kadar değerli ve gerekli olduğunu bilen, milletin gerçek efendisi üreten köylülerimiz hala var, iyi ki var.

Çalışmaktan, üretmekten hiç  yorulmayan, ( 65 yaş üstü ) yaşlılarımız gençlerin tarımdan uzaklaşmasından şikayetçi.  Köylerin mahalle olmasından şikayetçi, elleri topraktan çatlamış,  yüzünde ki her bir çizgide geçmişin izi, emeğin ve ekmeğin izi var. Hala çıkınında tohum saklıyorlar.

Köy yerinde çok iş var,  bizim bahçede görüp mutlu olduğumuz bir kaç arı, bir kaç kelebek onların her gün tarlada ki yoldaşı.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp, tarlaya, bahçeye, ahırına koşar üreten köylü. Çoğu zaman çalıştıracak insan bulamıyorlar,  ürettiklerini pazara getirip satmak da kadınlara kalıyor. Erkekler daima köy kahvesinde zamanı öldürürken,  tarlada çalışan, evde çalışan ürettiğini pazara getiren çoğunlukla yine kadınlar.
Atalık tohumları ekiyorlar, bildikleri tarım uygulamalarıyla, üretmeye ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Bahçelerinin her köşesi çeşitli çiçeklerle dolu. Çitleri saran yoncalar,  asmalar, papatyalar, sümbüller, karanfiller, böğürtlen, lavanta, adaçayı, kekik üzerlerinde uçuşan arılar, kelebekler hem yaşama sevinci veriyor, hem de orada temiz toprak olduğunu, sağlıklı ürünler yetiştiğini müjdeliyor bize.

Yazın kavurucu sıcağından zaman zaman şikayet etsek de, doğanın dengesini bozan, ağacı ormanı yakan, derelere beton döken insandan başka bir canlı olmadığını da biliyoruz. İklimlerden, doğal afetlerden şikayet etmek yerine ben doğa için ne yaptım diye sormalıyız kendimize.

Kaç ağaç diktik, kaç tohum ektik, kaç ağaç için yollara düştük, kaç dere için canımızı siper ettik diye bir kere soralım…

Yazın kavurucu sıcağında, kışın dayanılmaz ayazında hiç durmadan üreten, toprağa emek, soframıza ekmek veren üreten köylümüz iyi ki var.

Yerel tohumlarımız, topraklarımız, üreticilerimiz iyi ki var.

Biz sahip çıktıkça, biz destek oldukça var olacaklar.

Onların varlığı demek Vatan toprağı demek.

Vatan toprağı demek, bağımsızlık demek.

Toprağını seven, yerel atalık tohumlarına, ormanına, arısına, suyuna  sahip çıkan üreticilerimize selam olsun..

 

 

“Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.” “Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bu gün dünya üzerinde olmayacaktık.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Yazarın Diğer Yazıları
13.06.2021 22:50
20.06.2021 00:36
03.07.2021 19:35
14.06.2021 15:27
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: