DOLAR
16,6043
EURO
17,4265
ALTIN
969,75
BIST
2.401,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Perşembe Açık
28°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Açık
27°C

Ebru Oğuzhan Yeter

1967'de Ardahan Göle'de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası 'nda çalışmaya başladı. 2008 'de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Fethiye Yerel Tohumlar Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır.

Nasıl Devşirildiler!

13.06.2021 22:50
0
A+
A-

Bugün ülkemizin çıkarlarını, kişisel çıkarları  önünde tutan, koruyan, sahip çıkan ve mücadele eden kaç kişiyiz?
Dış güçlerin ele geçirdiği ülkenin yönetiminde, ekonomisinde, eğitiminde, gelişmesinde söz sahibi olan kişilerin aslında nasıl devşirildiklerini biliyor muyuz?

Geçmişini bilen, vatan sevgisini her şeyden üstün tutan milli değerlere sahip çıkan, ulus olma bilincinden güç alan kaç kişiyiz ?

Eski bir milletvekili; ‘’Türkiye’de 200 bin hain var’’ derken bugün bu sayının ne kadar olduğunu tahmin edebiliyor muyuz?

Bugüne kadar nasıl devşirildiğimizi  Metin Aydoğan şöyle anlatıyor;

‘’Günümüz Türkiye’sin de, politikacılar başta olmak üzere kimi üst düzey kamu yöneticileri, iş adamları, gazeteciler, akademisyenler ve  aydınlar arasında, yoğun bir yozlaşma ve yabancılaşma yaşanmaktadır.

Osmanlılar, 14.yüzyıldan sonra Türk yönetim geleneklerinden ayrılmaya başlayarak hanedan egemenliğine geçtiler.
Türk halkı, Osmanlı yönetimi altında o denli ağır baskı görmüştür ki, tarihçi Muhittin Birgin (1885-1951) bu baskıyı; ‘’Türk için, Osmanlı tarihi demek altı yüzyıllık bir zulüm tarihi demektir’’ diye tanımlamıştır.

Osmanlı padişahları, yönetimlerini güvence altına almak için; Türk halkı üzerinde baskı uygulayarak, devlet işlerini kendi adına yürütecek bir yönetici sınıf oluşturmaya başladı. Bu sınıf para ve yönetme hırsından başka bir şey tanımayan, Hıristiyan kökenli devşirmelerdi.

Ailelerinden, çevrelerinden ve soylarından koparılarak; kimliksiz ve kişiliksiz çıkarcılar haline getirilen bu insanlar, eğitilerek, kapıkulları  diye tanımlayıp devlete yönetici yapıldılar.

Padişahlar, bilinçli olarak Müslüman olmayan, soyu-sopu belirsiz kadınlarla evlendiler.
Kardeş öldürmeyi yasallaştırdılar.
Padişahın buyruğuna dayanan toplama kurulları birkaç yıl arayla Balkanlar’da değişik bölgeleri dolaşır, kent ya da köylerde, hane sayısının kırkta biri oranında genç toplardı.
Genellikle 14-18 yaş aralığında, sağlam vücutlu, akıllı Hıristiyan çocukları seçilir eğitilmek üzere İstanbul’a götürülürdü.
Kapıkulları, padişaha paralı asker disipliniyle bağlanmış ; din, dil, ırk gibi yerel bağlardan koparılıp , bilerek köksüzleştirilmişti.
Ancak, 14-18 yaşında zorla Müslüman yapılan bu insanların, geçmişlerini unutmaları, ondan tümüyle kopmaları olanaksızdı.

Ne tam Müslüman oldular, ne de Hıristiyan kaldılar; ne etnik kökenlerini unuttular ne de yeni kimliklerini benimsediler. İmparatorluğu çöküşe götüren nedenlerden biri haline geldiler.

Hiçbir erdeme sahip değildiler ancak  ilke haline getirdikleri bir tutumları vardı: Türklere ve Türlüğe karşı nefret duyuyor ve devlet politikalarıyla örtüşen bu nefreti, genel bir tutum haline getiriyorlardı.

Bilinçli programlarla kişiliksizleştirilen devşirmeler, siyasi ve idari ayrıcalıklarla donatılmışlar ve devleti yöneten yerlere getirilmişlerdi.

Devşirmeler, gerçek görüşlerini hiçbir zaman açıklamazlardı; yalancı ve ikiyüzlüydüler. Peşinde koştukları tek değer, para ve yönetim gücüydü.

Devşirmelerin rüşvetçiliği, zaman içinde, halkın ya da şairlerin tepkisinin ötesinde, tehlikeli bir boyuta ulaşmış ve ülke çıkarlarını yerli ya da yabancılara satma noktasına varmıştı.

Devletin kendi halkına yabancılaşması ve yabancılaşmayı yabancılar aracılığıyla yapması, yani devşirmelerin devlete yerleştirilmesi, yakalanan  ‘’ağır  hastalığın’’ doğal sonucuydu.

Devşirmeler ve devşirme anlayışı İmparatorluğun yıkılışına kadar sürmüştür…..’’
Yazının devamı ve daha fazlası için Metin Aydoğan’ın YÖNETİM GELENEKLERİ VE TÜRKLER ll.  Kitabı mutlaka okunmalıdır.

Bugün geldiğimiz noktada tarihin nasıl tekerrür ettiğini, devletin nasıl devşirildiğini  hayretle ve üzülerek okudum.
Tarihimizi bilirsek başımızda ki belalardan kurtulmanın yollarını da biliriz.

Biliriz ki Türk’lüğümüzden tarih boyunca rahatsız olanlar, bugün benzer şekilde devşirdiği yabancılarla,  ülkemizi içten kuşatıp dışarıda ise düşmanlarımızla işbirliği içindedirler.

Bugün etnik  ve dinsel ayrımcılık yapanlar, milleti politik çıkarlarına alet edip kutuplaştıranlar, öfke ve kinle topluma hitap edenlerin geçmişini bir kez daha sorgulamalıyız.

Geçmişimizden ders alıp , ülkemizin her karış toprağına, dilimize, inancımıza, kültürümüze, ve birçoklarının  rahatsız olup korktuğu Türklüğümüze acilen sahip çıkmalıyız.

 

KAYNAK: Metin Aydoğan YÖNETİM GELENEKLERİ VE TÜRKLER ll.

 

Ebru Oğuzhan Yeter

Yazarın Diğer Yazıları
20.06.2021 00:36
03.07.2021 19:35
14.06.2021 15:27
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: