DOLAR
15,8769
EURO
16,8435
ALTIN
942,56
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
23°C
Pazartesi Açık
25°C
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Açık
24°C

Atatürk’ün Yabancı İşyeri Adlarına Tepkisi

12.06.2021 20:37
0
A+
A-

Prof Dr Oktay Sinanoğlu ile yapılan bir televizyon söyleşisine telefonla bağlanan Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın aktardığı olay, çok daha ilginç ve günümüzdeki yöneticilerin ders almaları gereken ibret verici tarihi bir olaydır

    Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra ilk yurt içi ziyaretini Çanakkale’ye yapan  ve büyük bir coşkuyla karşılanan Atatürk caddelerde, Viktor’un Şaraphanesi,  Jeksın’ın bilmem nesi gibi birkaç tane yabancı işyeri adı görünce, Konuşması için  hazırlanan kürsüye çıkıp; ‘Biz Çanakkale’de 300 bin şehidi bunlar için mi verdik?’  demiş ve konuşmasını yapmadan arabasına binerek Ankara’ya dönmüştür.  Acaba, Atatürk, kurduğu devletin caddelerinde bugünkü DİL KATLİAMINI görseydi, ‘Yakın bu caddeleri’ der miydi demez miydi bilinmez, ancak büyük bir olasılıkla, belki caddeleri değil, ama tabelaları yakın diyebilirdi.

     Artık her Türk yurttaşı şu hazin gerçeği görmek zorundadır; Türkiye’de Atatürk’ten sonra, başlatılan dil ve kültür yozlaşması süreci Osmanlı’yı yıkıma götüren süreçten daha kapsamlı, derin ve tehlikeli bir süreçtir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar gelen süreçteki dil yozlaşması, daha çok yöneticiler ve aydınlar düzeyinde kalmış, köye kırsala çok fazla yayılmamıştı. Oysa bugünkü yozlaşma, ekonomik, siyasi, ticari vb dayatmalarla yürütülen açık bir saldırı niteliğindedir. Ve iletişim, ulaşım araçlarının gelişmesiyle, Türkçeye yönelik saldırı, halkın dilini de hedefe koymuş ve içerdeki bazı resmi ya da özel kişi ve kuruluşların, ihmali ve özentiyi de aşan gafletlerinden dolayı, kırsaldaki dili de bozulma sürecine sokmuştur. Yani, Türkiye’de, köylerdeki insanları da önüne katıp sürükleyen bir yozlaştırma fırtınası estirilmektedir. İşte bunun için, eğer bu süreç durdurulmazsa, yeni bir dil devrimi bile yapmak gerektiğinde, kırsaldan alınacak temiz bir Türkçe de kalmayacaktır.

Fuat DUYMAZ – Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet – Kamer Yayınları 2.Baskı – Sayfa 142

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: