DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Cuma Sağanak Yağışlı
18°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Sağanak Yağışlı
16°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
14°C

Meltem Karakoyun

Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı. Hukuk ve Adalete güvenen, 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan. Aydınlık, güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.

Atatürk’ün Eğitim Anlayışında Uyum Hedefi

12.06.2021 21:05
0
A+
A-

Savaştan yeni çıkmış olan Türkiye’nin sayısız sorunları vardı. Başta geleni eğitim ve Öğretim sorunu idi. Yepyeni bir eğitim ve öğretim sistemi kurmak gerekiyordu. Uygulanacak eğitim politikası dünyanın ve Türkiye’nin gerçeklerine, milli irade’nin yapısına uygun olmalıydı.

Temel hedef şuydu: Eğitim ve öğretim milletimizin ihtiyaçları ve çağımızın gerekleri ile uyumlu olmalıdır.

Bu uyum konusunda önce toplumu ele alalım.

Osmanlı’dan tam bir enkaz miras kalmıştı. Halk cahil ve yoksuldu. Hazinemiz boştu,  borcumuz çoktu, ülkenin her yerinde hastalıklar kol geziyordu. İyi yetişmiş,  nitelikli insanlarımız çok azdı. Az sayıdaki sağlık çalışanlarımız canla başla mücadele ediyordu. Şehirlerimiz, yollarımız, köprülerimiz ve limanlar için acil imar planı gerçekleşmeliydi. Kısacası koca ülke yeni baştan yaratılmalıydı.

Nitelikli eğitim kurumları ve kurumlarda yetişecek öğretmenler ve eğitimciler en acil bir gereksinmeydi. Bir yandan genel olan cehaleti gidermeye çalışırken, bir yandan da toplumsal hayatta etkili, iş gören, verimli yurttaşlar yetiştirmek gerekiyordu. Halkımız, çiftçi ve köylümüz eğitilmeli, çağa uygun bir ekonomi kurulmalıydı.

1920’ lerin Türkiye’sindeki manzara böyleydi.

Atatürk; “hayat demek ekonomi demektir, bütün görüşlerimizi, bütün çalışmamızı mutlaka ekonomide başarılı olmaya odaklamalıyız” diyordu. Eğitim ve öğretim programlarımız da ekonomi ile paralele olarak düzenlenmeliydi. Bunu ancak milli kalkınma programları ile bağımsız ekonomik ve eğitim sistemi ile  gerçekleştirebilirdik.

Kuvvetli ve verimli bir devlet yapısı da iyi yetişmiş memur ve âmirlerin görev almasıyla mümkün olurdu. Çağdaş bilimin ışığında esaslı bir eğitim  programı uygulamak ve bu program üzerinde bütün milleti çalıştırmak lâzımdı.

Eğitim ve öğretimdeki yeni girişimler çağın ihtiyaçları ile orantılı ve verimli sonuçlar verecek şekilde olmalıydı. Halkımız kendisini geri bırakan birtakım bâtıl şeylere inanmaktan kurtarılmalıydı. Şunun bunun aslı olmayan, gerçek olmayan anlayışlarına kapılmamalıydı. Milletimiz ancak ekonomiyle, ekonomik başarılarla güçlendirilebilirdi. Böyle bir ekonomi ise, ancak çağımızla uyumlu bir eğitim ve öğretim sistemiyle gerçekleştirilebilirdi.

Ne var ki, bu hedeflerin önünde tarih kaynaklı engeller vardı. Bunlar şeriatçı-medrese eğitimi, Türklerin meslek sahibi olmaktan dışlanması ve teorik eğitimdir. Zaten bu olumsuz koşullardır ki, milletimin ihtiyaçlarıyla uyumlu olmayan eğitimi desteklemiştir. Dolayısıyla yeni ve modern bir eğitim ve öğretim anlayış ve uygulaması elzem olmuştur.

Türkiye’nin çocukları hayata atıldıkları zaman hayatın gerçekleriyle bağlantısızlık yüzünden eleştirici, kötümser, ulusal bilinç ve disipline riayetsiz kitleler oluştururlar. “İlköğretimden itibaren gerçek ihtiyaçları karşılayacak tarz takip olunmalıdır ki, yetişecek olan çocuk yalnız teorik olarak kalmasın. Çalışma hayatında verimli olsun, faal olsun.”

Son olarak vurgulamak gerekir ki, okullarda eğitim ve öğretim birliği şarttır.

Bu yazı Prof. Dr. Cihan Dura’nın “ Eğitimde ki Uyum Sorunu”, adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak: http://www.cihandura.com/tr/makale/ATATURKCU_DUSUNCE_EGITIMDE_IKI_UYUM_SORUNU

Meltem Karakoyun

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: