DOLAR
13,6141
EURO
15,2223
ALTIN
787,33
BIST
1.997,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
6°C
İstanbul
6°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
6°C
Pazar Az Bulutlu
8°C
Pazartesi Çok Bulutlu
10°C
Salı Yağmurlu
8°C

Atatürk Montrö ve Ulusal Egemenlik

Her gerçekte olduğu gibi MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’nde de gerçekleri tereddütlere yer vermeden, Bütün Dünya dergisinin Mayıs ve Haziran ayların yayımladığı belgelerle, net ve açık açık gözler önüne seren sayın Cengiz Özakıncı’nın emekleri taktire değerdir. Belgeleriyle aktardığı bilgiler Türk evlatlarına besin kaynağı olmaya, büyük çaba ve emekleriyle isabetli tespitler sağlamaya devam ediyor.

ATATÜRK, MONTRÖ VE “ULUSAL EGEMENLİK” (2)
Tevfik Rüştü Aras ve İngiliz Projesi
Türkiye, 1923’te Boğazlar Sözleşmesi’nin değişen koşullara uymadığı (rebus sie stantibus) (1) nedeniyle feshi ve onun yerine konmak üzere yeni bir sözleşme yapılması isteğini 1933’ten başlayarak uluslararası toplantılarda dile getirmiş; 11 Nisan 1936 tarihli nota ile 1923’te Lozan Boğazlar sözleşmesi görüşmelerine katılmış olan devletleri, yeni sözleşme için görüşmeye çağırmıştı. (2) Bu devletlerden sadece İtalya olumsuz yanıt vermiş, diğerleri çağrıyı olumlamışlardı. Türkiye hazırlamış olduğu yeni Boğazlar Sözleşmesi taslak metnini konferanstan birkaç gün önce söz konusu devletlere iletmişti. (3) Türkiye Cumhuriyeti’nin çağrısı üzerine toplanan ve 22 Haziran – 20 Temmuz 1936 tarihleri arasında yaklaşık bir ay süren Montrö Boğazlar Konferansı, Dış İşleri Bakanımız Tevfik Rüştü Aras’ın ilk gün delegelerle basılı olarak dağıttığı 13 Maddelik Türk Projesi’ni görüşmelere temel almaya karar temel almaya karar vermişti.
Türk Projesi’nin 12. Maddesi:
“İş bu mukavele ahkamı, bu mukavele ile tasrih ve tayin edilen mıntıkalar üzerinde Türkiye’nin hakimiyetine halel iras edecek şekilde tevsi ve tasrif edilemez.” (4)

Atatürk Montrö ve Ulusal Egemenlik

Atatürk Montrö ve Ulusal Egemenlik

Günümüz Türkçesi ile:
“İşbu sözleşmenin hükümleri, bu sözleşme ile göz önünde bulundurulan bölgeler üzerinde, Türkiye’nin egemenliğini zedeleyecek biçimde genişletilemez ve yorumlanamaz.” (5)
23 Haziran 1936günlü Ulus, Cumhuriyet, Akşam, Kurun gibi gazetelerde tam metin olarak yayımlanan Türk Projesi’nin konferansta madde madde okunması 25 Haziran 1936 günü 5. Oturumda tamamlandı. Konferansın birinci evresi böylece sona ererken, Teknik Komite çalışmalarını sürdürdü. Araya Milletler Cemiyeti toplantısı girdiğinden konferansın ikinci evresi 6 Temmuz 1936 günü başlayacaktı. Ancak 4 Temmuz günlü ‘Teknik Komite’ toplantısında İngiltere, Türk Projesi’ne karşı bir “İngiliz Projesi” sundu ve konferansın 6 Temmuz günü açılan ikinci evresinde İngiltere delegesi Lord Stanley, bundan böyle Türk Projesi’nin değil, kurnazca “Türk Projesinin Yeni Yazım Biçimi” (6) olarak adlandırdıkları İngiliz Projesi’nin görüşmelere temel alınmasını istedi. Bu öneriyi hemen benimseyen Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras:
“Birleşik Krallık Temsilci heyetince hazırlanan tasarıyı okumak için 48 saatlik vaktim oldu. Katlandığı zahmet için Birleşik Krallık temsilci heyetine teşekkür ederim. Tartışmanın madde madde olması koşuluyla ve görüşmeler sırasında öne sürebileceğim birtakım görüşler ve öneriler saklı kalmak üzere, bu tasarının görüşmelere temel alınmasında bir sakınca görmemekteyim.” (7) diyerek Türk Projesi’nin bir yana itilip İngiliz Projesi’nin görüşülmesine evet dedi. Aras, durumu 7 Temmuz 1936 günü Ankara’ya bildirirken İngiliz Projesini şu sözlerle övüyordu:
“1-İngilizler dün sabah (6 Temmuz 1936) ‘Türk Projesinin Yeni Yazım biçimi’ adı altında bir proje sundular. Birkaç noktası değiştirilebilir ve bir maddesi düzeltilirse, -ki bu konuda İngilizlerle aramızda hemen hemen anlaşma olmuştur- tümüyle yararımıza ve bu alanda bizim projeden bile geniş hükümler içeren çok (iyi) bir anlayış altında kaleme alınmıştır. İngilizlerle anlaşmış olarak bu projenin Konferansın sonraki görüşmeleri için temel alınmasına bir engel görmediğimizi dile getirdik. Ruslar, buna karşı çıktılar. Sonuçta.. iki metnin beraberce görülmesine karar verildi..” (8)
Başbakan İnönü, Tevfik Rüştü Aras’ın övgülerle Ankara’ya yolladığı İngiliz Projesini inceleyince, Aras’ın görüşmelere temel alınmasını kabul ettiği bu projenin, Türk Projesine kökten aykırı olduğunu görüyor ve Aras’ın çektiği ilk telgrafta özetle, “Kendi projemizi terk ederek İngiliz Projesini görüşme konusu yapmak hatalı olmuştur. Sakıncalarını göreceğiz… Esaslı maddeleri de bizim aleyhimizdedir… (İngiliz Projesine göre) Boğazlar Komisyonu kalıcı oluyor. Sözleşmenin yürürlüğe girişi herhangi bir devletin reddi ile engellenebiliyor… Anadolu Ajansı’na İngiliz Projesi’ni olumsuz karşılamak için emir verilmiştir” (9) diyordu.
İnönü, hemen Ankara’da trenle İstanbul’a gidiyor ve 8 Temmuz 1936 günü İngiliz Projesi’ni Atatürk’le birlikte inceledikten sonra Tevfik Rüştü Aras’a bir telgraf daha çekerek özetle şöyle diyordu:
“Yeni durumla ilgili bilgi sunmak üzere İstanbul’a geldim. İngiliz Projesi konusunda (Atatürk’le birlikte-cö) şu vargıya vardık:
1-Barış döneminde geçecek gemilerin tonajına ilişkin 11.maddedeki ‘Türk Donanmasının yarısı’ tabiri kabul edilemez.
2-… Savaştaki devletlerin serbest geçişi maddesi kabul olunamaz.
3-Sözleşmenin yürürlüğe girmesi için (1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesini imzalamış olan) bütün devletlerin onaylaması koşulu, sözleşmeyi suya düşürür. Ne olursa olsun düzeltilmesi gerekir… Bu nokta nedeniyle biz sözleşmeyi reddedebiliriz. Ruslarla durumu düzeltmek için girişimde bulunacağım. İsmet İnönü.” (10)

Türk Projesi ile İngiliz Projesi karşılaştırıldığında görülen şuydu:
I-Türk Projesi, 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile kurulmuş olan Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılmasını isterken, İngiliz Projesi, Boğazlar Komisyonu’nun sürdürülmesini istiyordu
II-Türk Projesi, Montrö’de yapılacak Yeni Boğazlar Sözleşmesi’nin konferansta hazır bulunan devlet temsilcilerince imzalanır imzalanmaz, başka bir onay gerektirmeksizin hemen yürürlüğe girmesini isterken; İngiliz Projesi, konferansa katılmayan İtalya’nın da imza ve onayının alınmasını dayatıyor; sözleşmenin İtalya onaylamadıkça yürürlüğe girmemesini istiyordu.
III- Türk Projesi, savaş gemilerinin boğazdan geçişini sınırlarken, İngiliz Projesi, savaş gemilerinin boğazlardan sınırsız geçişini savunuyordu.
Aras’ın Türk Projesi yerine, Türk Projesi’ne kökten aykırı maddeler içeren İngiliz Projesi’nin görüşmelere temel alınmasını kabul etmesi, Atatürk’ün çok sert tepkisine yol açacaktı. Cumhuriyet gazetesinde kimini kendisi yazıp Yunus Nadi’ye dikte ederek yazdırdığı yazılarda Atatürk, İngiliz Projesi’ne ve projeyi görüşmelere temel kabul eden Tevfik Rüştü Aras’a şiddetle karşı çıkıyordu. 11 Temmuz 1936 günlü Cumhuriyet’te “Türk Projesi Yerine Acaba Niçin İngiliz Projesi?” başlıklı Yunus Nadi imzalı yazısında Atatürk, özetle şöyle diyordu:
“(…) belki fazla tamikına (derinlemesine araştırmaya-cö) lüzum görülmeksizin kabul edildiği anlaşılan İngiliz Projesinin içyüzünde adeta konferansı akamete (sonuçsuz bırakmaya-cö) sürüklemek ister gibi maksatlar saklı bulunduğunu görmekte gecikmedik. Bu vaziyet karşısında bir kere proje üzerine proje verilmiş olmasındaki nezaketsizliği, Türk heyetinin yeni projeyi kabulde gösterdiği nezaketle beraber ve bihakkın şiddetle tenkit etmeliyiz.
(…) Erilen maksat müzakere halinde bulunan bizim projemiz yerine İngiliz Projesinin ikamesinden ibarettir.
(…) İngiliz Projesi, Boğazların tahkimile tesis olunmak istenilen Türk emniyetini (…) birçok noktalardan baltalamağı hedef ittihaz etmiş olan bir projedir. Biz proje ve mukavele değil, Boğazlar üzerindeki Türk hakimiyetine müstenid Türk emniyetini istiyoruz. Bu hakimiyet ve emniyet o türlü haklardandır ki icabında onların herhangi bir mukavele ile teyidine bile asla ihtiyaç olmaksızın alakadar hak sahibi onları -hiç kimseye sormadan da- pekala tesis ve istimal eder. Biz Boğazlar vaziyeti için diğer devletlere müracaat etmişsek, bunu yalnız beynelmilel hakka müstenid bir kanun teamülü vücuda getirmek üzere yaptık. (…) Biz Türk Projesi’nde Boğazlar Emniyetini göz önünde tutmakla beraber kendi ellerimizde bu deniz geçidleri üzerindeki takayyüdlerimizin başka milletleri mutazarrır etmemesine bilhassa itina ettik ve bu münasebetle Karadeniz’e sahildar devletlerin vaziyetleri bizim takayyüdlerimizde daha fazla bir mevki tutmuşsa bunu da pek tabi bulmak lazımdır. İngiltere ise mukabil projesinde bizim emniyetimizi zorlaştırmakla beraber bizim omuzlarımızdan atlayarak diğer Karadeniz kuvvetlerini de vurmak istemiştir. İşte Montrö Konferansını müşkül kılan nokta, bu mütecaviz İngiliz zihniyetindedir. Eğer İngiltere bu zihniyetinde ısrar edecek oluşa o halde kendi emniyetimizi kendi kendimize temin etmekten başka yapacak işimiz kalmaz. (…)”
Yine Cumhuriyet’te 12 Temmuz 1936 günü yayımlanan “Boğazlar Meselesinde İngiliz Projesi’nin Garabetleri” yazıda da özetle:
“(…) İngiliz Projesinin gayri dostane (dostluk dışı-cö) olduğuna şüphe yoktur. Bu itibarla proje sulha (barışa-cö) hizmet edebilmek gayesinden de bizzarure (zorunlu olarak-cö) uzaktır. Bu tesirler altında gayri tabii olan (doğal olmayan-cö) proje büyük büyük garabetleri ihtiva ediyor. Her şeyden evvel şurasını tebarüz ettirmek (vurgulamak-cö) lazımdır ki, biz Boğazlarda kendi emniyetimizi tesis etmek istediğimiz halde İngiliz Projesi daha ziyade Sovyetleri göz önünde tutan mütearız (saldıran-cö) emperyalist ve mütehakkim (baskıcı-cö) maksatlarla emniyet ve sulh fikirlerini daha geniş bir ölçüde kökünden baltalayan bir gaye takip eylemiştir. (…) İngiliz Projesi hakikaten biri diğerinde ağı garabetlerle doludur. Bu bahiste şunu söylemeliyiz ki İngiliz Projesi şimdiki Boğazlar rejiminden daha çok ağır hükümleri yürütmek istiyor. Böyle bir proje hüsnüniyet farz etmek (iyi niyet saymak-cö) tabii tamamile abes (saçma-cö) bir safdillik (kolayca aldanan bir temiz kalplilik-cö) olur. (…)“
Az önce aktardığımız üzere Tevfik Rüştü Aras, İngiliz Projesini 7 Temmuz günü Ankara’ya gönderdiğinde bu projeyi övmüş, iyiniyetli ve Türk çıkarlarına uygun olarak nitelemişti. Oysa Cumhurbaşkanı Atatürk ve Başbakan İnönü, İngiliz Projesi’nin Türk çıkarlarına taban tabana aykırı, düşmanca bir proje olduğunu saptıyor; bu projeye iyi demenin ‘safdillik’ olduğunu söylemekle, bu projeye iyi diyen Tevfik Rüştü Aras’ı da ‘safdil’ olarak nitelemiş oluyordu.

Atatürk Montrö ve Ulusal Egemenlik

Atatürk Montrö ve Ulusal Egemenlik

Cumhuriyet’teki baş yazılarda hem İngiltere’ye hem de Türk Projesi’ni bir yana itip İngiliz Projesi’ni Montrö konferansında görüşmelere temel olarak kabul eden Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a çok sert eleştiriler yöneltmişti. Bu süreçte Başbakan İsmet İnönü, Tevfik Rüştü Aras’a art arda talimatlar göndererek onu İngiliz Projesi’nden uzaklaştırmak için epeyce ter dökmüş; Türk basını İnönü’nün Anadolu Ajansına verdiği emirle İngiliz Projesi’ne karşı kampanya başlatmıştı. Gazeteler baş sayfalarında İngiliz Projesi’ne karşı manşetler atıyor; Montrö’de Türk Projesi kabul edilmeyecek olursa, Boğazlar üzerinde egemenlik haklarımızı “de facto” olarak kullanacağımızı dünyaya yüksek sesle ilan ediyordu.
Türk kamuoyu baskısı karşısında İngiltere, kendi projesinde direnmeyecek ve Montrö Boğazlar Konferansı’nın sonunda, ortaya Türk Projesi’ne uygun bir yeni sözleşme metni çıkacaktı. 20 Temmuz 1936 günü imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni, Türkiye’nin zaferi olarak değerlendiren The New York Times:
“Montrö Boğazlar Konferansı’nın sonuçları Türkiye için bir zaferden fazlasıdır; uzlaşma ilkesi ve müzakere pratiği alanında bir zaferdir” diyordu.
Gelelim, yukarıda aktardığımız belge ve bilgilere göre bu zaferde Tevfik Rüştü Aras’ın oynadığı rol pek “parla değil” di. Nitekim, Atatürk 19 Temmuz 1936 günü Tevfik Rüştü Aras’a çektiği telgrafta “parlak değil” derken, gerek onun konferansta İngiliz Projesi’ni görüşmelere temel kabul etme hatasını ve gerekse Türkiye’nin bu kabulden doğacak zararlardan Ankara’nın gösterdiği çabalar sayesinde korunabilmiş olduğunu göz önünde tuttuğu açıktır.

Cengiz Özakıncı, Bütün Dünya-Haziran 2021

Dipnotlar:
1- Türkiye Dış Politikasında 20 Yıl / Montreux ve Savaş Öncesi Yılları (1935-1939)”. T.C. Dış İşleri Bakanlığı Araştırma ve Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü yayını, 1973., sf. 24
2- Türkiye Dış Politikasında, … – ss. 21-24
3- Türkiye Dış Politikasında, … – ss. 60-64
4- Türkiye Dış Politikasında, … – sf. 63
5- Montrö Boğazlar Konferansı / Tutanaklar Belgeler, Çevirenler: Seha L. Meray, Osman Olcay, AÜSBF Yay., Ankara 1976, sf. 81, sf. 432
6- Montrö Boğazlar Konferansı, … sf. 86
7- Montrö Boğazlar Konferansı, … sf. 87
8- Türkiye Dış Politikasında, … sf. 85
9- Türkiye Dış Politikasında, … sf. 94
10- Türkiye Dış Politikasında, … sf94
Bütün Dünya – Mayıs 2021 sayısı
https://www.facebook.com/groups/732347340669406/permalink/900589340511871/

*
Safdilli oldukları şüpheli kişilerin, türlü kelime oyunlarıyla aksini ifadede ısrar edenler şunu iyi bilmelidirler ki, dalalet ve hıyanet içindeler, farkındayız.
İster anlasınlar ya da anlamasınlar, bizce hiçbir değer taşımıyor ancak inancımız şudur; gerçekler halkımıza mutlak surette ulaştırılmalıdır. Yüce Atamız dememiş midir ki “Güzeli, doğruyu ve gerçeği veriniz bu millet mutlaka alacaktır.” İşte sayın Cengiz Özakıncı bunu başaranlardandır.
Onun nezdinde, Türk Ulusundan ümidi kesmeyi terk etmiş değerli yazarlarımıza minnetler…

Mehmet R. Aşar, 11 Temmuz 2021, Antalya

* https://www.facebook.com/groups/732347340669406/posts/927746094462862/

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: