İstanbul gibi bir metropolde sabahın ilk ışıklarıyla marşa basıp akşama kadar direksiyon başında olmak, dışarıdan bakan birinin asla tam olarak anlayamayacağı kadar zor bir mesai. Yazın kavurucu sıcağında ayrı dert, kışın ayazında ayrı dert… Hele bir de o kilitlenmiş ana arterlerde santim santim ilerlerken arkadan korna çalanlar, aniden yola fırlayanlar yok mu; insanın gerçekten çelik gibi bir sabra sahip olması gerekiyor.
Taksicisi, kuryesi, servis çeken abilerimiz veya nakliyecilerimiz için gün boyu bu stresi çekmek yetmezmiş gibi, bir de resmi evrak işleri çıktığında herkesin yüzü ister istemez asılıyor. Çünkü o kadar yorgunluğun üzerine kimsenin gidip de saatlerce prosedür peşinde koşacak hali kalmıyor.
Fakat söz konusu direksiyon başından helal rızkını kazanmak olunca, bazı resmi zorunlulukları “hallederiz bir ara” diyerek ötelemek, tahmin edemeyeceğiniz kadar can sıkıcı sonuçlar doğurabiliyor.
Çoğu şoförün gözünde inanılmaz büyüttüğü, “Şimdi kim gidecek de o kadar teste girecek” dediği psikoteknik değerlendirmesi aslında tam olarak böyle bir konu. Piyasada kulaktan kulağa yayılan asılsız korkular yüzünden birçok kişi bu süreci hastanede yatmaya, günlerce doktor doktor gezmeye benzetiyor. Oysa durumun hastaneyle veya bir hastalık teşhisiyle uzaktan yakından alakası yok. Gittiğiniz yer, sadece yola olan dikkatinizi, reflekslerinizi ve ani tepki verme sürenizi ölçen standart bir simülatör sisteminden ibaret. Yıllarını vites atmaya, şerit değiştirmeye adamış bir kaptanın bu testi geçerken zorlanması zaten hayatın olağan akışına aykırı bir durum.
Asıl mesele, bu işi ertelediğinizde yolda başınıza gelebilecek olanlar. Birçok kişi “Benim SRC evrakım cebimde duruyor, beni her türlü kurtarır” rehavetine kapılıyor. Ancak yolda rutin bir trafik çevirmesine denk geldiğinizde ve yetkili memur tabletinden sorgulama yaptığında geçerli bir psikoteknik belgesi sistemde görünmüyorsa, o çok güvendiğiniz SRC evrakının da hiçbir hükmü kalmıyor. Sistem onu anında geçersiz sayıyor. İşte kâbus tam da bu noktada başlıyor.
Sadece elinize tutuşturulan okkalı bir ceza makbuzuyla kurtulamıyorsunuz; altınızdaki araç, yani ekmek tekneniz o an çekiciye yüklenip otoparkın yolunu tutuyor. Aracın bağlı kaldığı günlerin otopark ücreti, çekici parası, o gün işe çıkamamanın verdiği maddi kayıp derken fatura öyle bir kabarıyor ki, “keşke zamanında halletseydim” demek işten bile olmuyor.
Bu kadar büyük bir riski göze almaya, uykusuz kalarak kazandığınız parayı böyle havaya savurmaya inanın hiç değmez. Üstelik artık bu işlemleri şoför esnafını hiç yormadan, şipşak halleden merkezler var. Bağcılar Psikoteknik gibi işin ehli yerlere gidip, sıcacık çayınızı yudumlarken en fazla bir saatinizi ayırarak bu dertten tamamen kurtulabilirsiniz. Stres yok, günlerce beklemek yok.
Testinizi tamamladıktan sonra aynı gün içinde e-Devlet sisteminize doktor onaylı raporunuz anında düşüyor. Yolların kahrını zaten çekiyorsunuz, bir de böyle ufak tefek ihmaller yüzünden başınızı ağrıtmayın. Zamanı geldiyse ufak bir aralık yaratıp bu işi aradan çıkarın. Yolunuz daima açık, tekeriniz düz bassın!




